21 Ekim 2014 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eczacılığın Güncel Sorunları ve Yrd. Doç. Dr. Bülent Kıran
27 Ocak 2013 Pazar 10:45

Eczacılığın Güncel Sorunları ve Yrd. Doç. Dr. Bülent Kıran

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Bülent Kıran ile eczacılık üzerine yaptığımız söyleşi.

 

Yrd. Doç. Dr. Bülent KIRAN

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

Eczacılık İşletmeciliği Anabilim Dalı

Bornova-İzmir

kiran.bulent@gmail.com

 

 

Günümüzde Eczacılık fakültelerindeki eğitim ve ders müfredatları hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Bugün sayıları 30’u aşan eczacılık fakültelerinin standart bir eğitim kalitesine kavuşturulabilmesi için tüm eczacılık fakültelerinde asgari düzeyde bir ortak müfredat oluşturulması zorunluluğu vardır. Bunun için 2011 yılında Ulusal Eczacılık Eğitimi Akreditasyon Kurulu kuruldu. ECZAK olarak adlandırılan bu oluşumun amacı eczacılık fakültelerinde asgari ortak ders programı oluşturulması ve meslek standartlarının belirlenmesidir. Ulusal Eczacılık Eğitimi Akreditasyon Kurulu (ECZAK), Eczacılık Fakültesi Dekanları Konseyi (ECZDEK) tarafından belirlenen yedi Eczacılık Fakültesi’nin (Anadolu, İstanbul, Hacettepe, Marmara, Ankara, Gazi ve Ege Üniversiteleri Eczacılık Fakülteleri) Fakülte Kurullarında belirlenen 7 Öğretim Üyesi, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen kurum bünyesinden bir Eczacı, TEB tarafından belirlenen bir Serbest Eczacı, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen bir Hastane Eczacısı, Eczacılık Fakülteleri Dekanları Konseyi tarafından belirlenen bir Öğretim Üyesi, bir Öğrenci Temsilcisi ve bir Toplum Temsilcisinden oluşmaktadır. Bu kurul Türkiye’de eczacılık eğitiminde kalitenin geliştirilmesi ve kalite güvencesinin sağlanması için çalışmaktadır. Mesleğinin standartlarını belirleyecek ve nitelikli bir eczacılık eğitimi için fakültelerde ortak müfredat oluşturulması için çalışılmaktadır. Ancak, bunun kısa sürede gerçekleşmesi oldukça zor görünmektedir. Bu nedenle,  tıp fakültesi mezunlarında olduğu gibi mezuniyet sonrası bir sınav söz konusu olabilir. O sınavı başaranlara eczane açma hakkı verilebilir. Çünkü, yeni fakülteler yeterli alt yapı ve akademik personel olmadan açıldığından eğitimde kısa sürede bir standart sağlayabilmek ve çok sayıda yeni mezun eczacının niteliğini belirlemenin başka bir yolu kalmayacaktır. Her mezununun dileği yerde eczane açmasının 6308 sayılı yeni eczacılık yasasıyla sınırlandırıldığı bir ortamda gelecekte yeni sınavlar kaçınılmaz olacaktır.

 

Sizce, bugün eczacılar okulda öğrendiği bilgileri birebir meslek yaşamında kullanabiliyor mu?

 

Bugün, serbest eczacılık yapan veya hastane eczacılığı yapan 10-15 yıllık eczacılara sorduğunuzda, fakültede öğrendiklerinin yetersizliğinden ve meslek pratiğiyle uyuşmadığından bahsedecektir. Ders müfredatının neredeyse %20-25’lerini kapsayan bazı dersleri hali hazırda eczane sahibi olan bir eczacıya sorun isterseniz. Ne kadarını hatırlıyor ya da ne kadarını günlük yaşamında kullanıyordur. Temel dersler, elbette öğrenilecek, bu dersler olmazsa eczacılık olmaz, bunu da kabul etmek gereklidir. Ancak, eczacılık eğitimini günün gerekliliklerine ve çağdaş ihtiyaçlara göre düzenlemezsek, o zaman çağdaş bir eğitimden de söz edemeyiz. Bir çok fakülte, bugünkü müfredatlalar la ancak, 20-30 sene öncesine göre eczacı yetiştirmiş olursunuz, bugüne göre değil.

 

Eczacılık işletmeciliğinin çalışma alanı nelerdir?

Eczacılık İşletmeciliği Anabilim Dalını (Avrupa’daki yaygın adıyla Sosyal Eczacılık- Social Pharmacy), ilaçların bireysel, kurumsal ve toplumsal düzeyde rolleriyle ilgilenen bir dal olarak tanımlamakta mümkündür. Sosyal eczacılık, ilaçlar ve sağlığa ilişkin inançlar, tutumlar, kurallar, ilişkiler ve süreçler gibi ilaç kullanımını etkileyen sosyal faktörlerle ilgilenmektedir. Bu bağlamda, sosyoloji, psikoloji, politika ile ilgili bilimler, eğitim bilimleri, iletişim, antropoloji ve ekonomi bilimlerinden yararlanılmaktadır.
 

 

Eczacılık İşletmeciliği Anabilim Dalı şu alanların eğitim ve araştırmasında öncü rol üstlenmiştir.

  • Eczacılık Hizmetlerinin Yönetim ve Organizasyonu
  • Eczacılık Hizmetlerinin Uygulama Alanlarında Toplum Sağlığının Korunması ve Geliştirilmesi
  • Toplumda İlaç Kullanımı Davranışlarının İzlenmesi ve Değerlendirilmesi
  • Eczacılık Mevzuatı ve Hukuku
  • Eczacılık Deontolojisi ve Meslek Etiği
  • Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Sağlık, İlaç Ekonomisi ve Politikalarının farmakoepidemiyolojik ve farmakoekonomik yöntemler ışığında İzlenmesi, Değerlendirilmesi

 

 

Eczacılık İşletmeciliği dersinin müfredatta olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Eczacılık fakültelerine giren öğrencilerin büyük kısmı serbest eczacı ve/veya hastane eczacısı olmak için fakültelere girmektedir. Bu nedenle eğitim müfredatları serbest ve hastane eczacılığı ağırlıklı olarak düzenlemek gerekir. Aynı şekilde ders programları oluştururken işletme ve yönetim ile ilgili konuları da şimdiki adıyla Eczacılık İşletmeciliği ya da Eczacılık Hizmetleri Yönetimi adlı bir anabilim dalı kurulması ve bu alanda akademik eğitim verilmesi daha yararlı olacaktır.

 

Eczacılık işletmeciliği dersi açısından yaşanan ne gibi sıkıntılar var?

 

Ben, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 1984 mezunuyum. Bizim zamanımızda böyle bir ders yoktu ve son yıllarda önemi giderek artan eczacılık işletmeciliği eğitimi çok dar bir kadro ile 15 yıldır yürütülüyor. Şu anda da Türkiye’de Ankara, Hacettepe, Yeditepe Üniversiteleri’ndeki eczacılık fakültelerinde bu alanda çalışmalar yapıldığını görüyoruz. Ama bu alanda çalışan akademisyenler tüm Türkiye’de 10 kişi çıkmaz. Diğer branşları, köklüleşmiş anabilim dallarını ele alırsak sadece bir fakültede bir dalda bile 20-30 akademisyen varken, eczacılık işletmeciliğine baktığımızda Türkiye’de toplam sayının 10 bile olmadığını görürüz. Bunun sebebi aslında bürokratiktir. Ben, dokuz senedir bu alanda çalışıyorum ve eczacılık işletmeciliği doçentlik alan kodu, Üniversiteler arası Kurul tarafından açılmadığı için YÖK bu alandan doçentlik başvurusu kabul etmiyor. Bu alanda yeni gençlerin yetişmesi ve ilaç ve eczacılık alanlarında sosyal araştırmaların yapılabilmesi, akılcı ilaç kullanımın yaygınlaştırılması, toplumun ilaç tüketim alışkanlarının belirlenerek sosyal güvenlik açıklarının düşürülebilmesi için Eczacılık İşletmeciliği veya Eczacılık Hizmetleri Yönetimi adıyla bir doçentlik alanının açılması ve yeni araştırma görevlilerinin istihdam edilerek akademisyenlerin yetiştirilmesi gereklidir ki, gerçek anlamda halkın ilaç ve eczacılıkla ilgili sorunları çözümlenebilsin. Maalesef yıllardan çözülmeyen bir bürokratik engel sebebiyle ilerleyemiyoruz. Eczacılık işletmeciliği çok önemli bir alan ancak bu alanda yeterli çalışma ne yazık ki yapılamıyor. Bana göre eczacılıktaki öğrencilerin en büyük sorunlarından biri bu alanda yaşanan eksiklikten kaynaklanır. Çünkü bu dersin öğrenciye sağlayacağı katkıyı öğrenci sonradan eczanesinde yaşayarak öğrenirse bu işin faturası hem eczacıya hem halka, SGK’ya ve devlete çıkmaktadır. Özellikle, yeni kurulan eczacılık fakültelerde bu alanda hiç eğitim verilemiyor.

 

Yeni eczacılık yasası hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Eczacılıkta serbest eczane sayısı yeni yasa ile kısıtlanmış oluyor. Zaten, son yıllarda zora giren eczane ekonomileri sebebiyle açılan yeni eczane kadar da kapanan eczane vardı. Yeni yasayla getirilen sınırlamalarla eczane açılması 5-7 yıl sonra bugünün de daha ilerisinde zorlaşmış olacaktır. Bu konuyu en son İzmir Eczacı Odası İlaç Haber dergisinde ayrıntılı olarak yazdım. Yeni yasayı konuşmuşken yasanın bana göre en önemli eksiğini ise şöyle belirtmek isterim. Hastane eczacılığı ile ilgili yapılmış herhangi bir düzenleme olmaması yönünden yasanın ciddi bir eksiği olduğunu düşünüyorum. Eğer günümüz şartlarına ve hatta geleceğe dönük bir eczacılık yasası yapıldığını öne sürüyorsak, hastane eczacılığı konusunda da teşvik edici düzenlemeler olması gerekliydi. Örneğin, 50 yatağa bir eczacı istihdam edilmesini sağlayacak bir hüküm konulabilirdi. Çünkü, hastanelerde ki ilaç hizmetlerinin eczacılar eliyle yürütülmesi gerekir ve bunun için yeter sayıda eczacı olması gerekir. Bu hastalara sunulan eczacılık hizmetlerinin niteliğini arttırır ve akılcı ilaç kullanılmasını ve sağlık ekonomisinin oluşmasını sağlar. İlacı denetlemezsen, başıboş bırakırsan her zaman bir suiistimal ve yaşamsal hatalar olabilir. Mademki, sağlıkta devlet ve SGK sağlıkta ekonomiye önem veriyor, tasarruf tedbirleri alıyor o halde ilacın uzmanı olan eczacıyı hastanelerde yeter sayıda çalıştıracak bir düzenleme yapılmalıdır ki, tıbbi girişimlerin sağlık ve ekonomik sonuçları iyi olsun. Öte yandan, aynı istihdam eksikliği ilaç endüstrisinde de var. Oralarda da eczacının çalışacağı alanlarda kimyacılar, biyologlar ve diğer lisansiyerler çalışıyor. İlaç endüstrisinde de eczası sayısına dair bir ölçüt yok. Örneğin tablet, ampul, IV solüsyonlar vb. gibi her ürün gamı için üretim kapasitesine göre ilaç endüstrisinde de zorunlu eczacı çalıştırılması şartı getirilmeliydi. Kısacası, yeni yasayla serbest eczane açılmasına getirilen sınırlamalardan sonra hem yeni mezunların serbest eczaneler dışındaki diğer alternatif alanlarda istihdamını sağlayacak, hem de toplumun beklediği nitelikli eczacılık hizmetini ve SGK’nın beklediği tasarrufu, akılcı ilaç kullanımının eczacılar eliyle yaygınlaştırılmasını sağlayacak yeni yasal düzenlenmeler muhakkak yapılmalıdır, diye düşünüyorum.

 

Dünya ile kıyaslandığında eczacı sayımız nüfusa oranla daha az olmasına rağmen yaşadığımız sıkıntıların sebebi sizce nedir?

 

Gelişmiş ülkelere göre kıyaslandığında Türkiye’deki eczacı sayısı daha az gibi görünebilir. Ancak o ülkelere baktığımız zaman serbest eczacılıkta bu kadar yığılma göremezsiniz. Pek çok ülkede hastanede, ilaç endüstrisinde, AR-GE’de çalışan eczacı sayısı bizden fazladır.  Onlar mezunlarını diğer alanlara kaydırdığı için eczacı sayıları bizden fazla olmasına rağmen serbest eczacılıkta bu kadar yığılma yaşamamaktadırlar. Ancak, biz bütün mezunlarımızın %85’ini serbest eczacılığa yoğunlaştırdığımızdan dolayı bu alanda sıkıntı yaşanıyor. Ayrıca, sürekli düşen ilaç fiyatları ve artan kamu kurum ıskontoları eczane ekonomilerini çok zor duruma sokmuştur.

 

Türkiye’de klinik eczacılığın uygulanabilirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Ben, geçmişte hastane eczacılığı yapmış bir öğretim üyesiyim. Çok net söyleyebilir ki, Klinik eczacılık hizmetlerinin gerçekleşebilmesinin ön koşulu, öncelikle hastanelerde ilaç dağıtımının yani klasik eczacılık hizmetlerinin yeterli sayıda ki eczacılar eliyle verilmesinin sağlanmasından geçmektedir. Klinik eczacılık ise daha sonra gelen ikinci adım olabilir. Yani, sistem önce hastane eczacılığını gerçek anlamda uygulatacak koşulları sağlamalıdır. Önce, ilaç dağıtımını hastanede güvenli bir şekilde sağlamalısınız, onun üstüne klinik eczacılığı inşa edebilirsiniz.

 

Bugün birçok kamu ve özel hastanesinde ilaç dağıtımını gerçek anlamda organize edememişken, ilaç dağıtımı eczacı dışındaki hasta bakıcı, teknisyen, hemşire eliyle yürütmeye çalışılırken, yani yeterli eczacı çalıştırmaksızın ilaç hizmeti verirken, klinik eczacının doktor ve hemşireler ile ortak çalışarak hasta takibini ve ilaç bakımını yapabilmesini nasıl gerçekleştirebilirsiniz. Bugün, klinik eczacılıkta önde olan ülkelere bakın, bundan 60-70 sene önce hastanelerinde var olan eczacılık hizmetleri düzeni şu an bizim ülkemizde tam manasıyla yoktur. Hastanelerde ekonomik sebeplerle hiç eczacı çalıştırmamak veya ruhsat için bir eczacı çalıştırıp diğer personeli daha düşük maliyetleri sebebiyle teknisyenlerden oluşturmak ilaçların uygunsuz tedarik ve dağıtımına, sonuçta ilaç israfına ve hatalı ilaç kullanımına bağlı yaşam kayıplarına dolayısıyla daha büyük maliyetlere yol açan yanlış bir uygulamadır. Bunlar düzeltilmeden klinik eczacılığa sağlıklı bir geçiş olanaksızdır. Ve bu nedenle Türkiye klinik eczacılıkta emekle döneminin bile gerisinde kalmıştır.

İVEK Derneği Özel Röportajı

Bu haber toplam 3725 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
E-BÜLTEN
RÖPORTAJLAR