20 Mayıs 2012 Pazar

Ayşe Esra GÜLER

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

VİCDAN MESELESİ

17 Şubat 2012 Cuma 09:57

Geçenlerde Sağlık Bakanlığı onayı olmadan ilaç olarak reklam edilen ürünler hakkında bir yazı yaşmıştım. Bu sefer halk sağlığını yakından ilgilendiren başka bir meseleye değinmek istiyorum. Belki herhangi bir ürünün değilse de, yani bir marka söz konusu olmasa da, kanalların reyting uğruna doktor olarak televizyonlara çıkardıkları kimselerin verdiği bir takım bilgilerden söz etmek istiyorum.

 

Her seferinde bahsetmekten geri durmuyorum, yine değineceğim. İnsanların aleni olarak sağlığı ile oynayan programlara da, tıpkı onay olmadan ilaç gibi satılan ürünlere getirildiği gibi bir kısıtlama getirilmesini talep ediyorum. Çünkü durum öyle bir hal almış ki artık, herkes düzenli olarak bir tanesinin müptelası olmuş ve ne derse kabul etmiş durumda. Üstelik çok zaman kulağıma çarpan yalan yanlış bilgileri duymak buna karşı ses çıkarmama durumumu ne yazık ki engelliyor artık.

 

Sinirsel sorunları olduğunu söyleyen birine sarı kantaron önerirken, bu bitkinin hiç zarar vermediğini söylemek, üstelik her hangi bir sakinleştirici ya da antidepresan alıp almadığını sormamak nasıl bir profesyonelliktir? Ben o kimsenin o günden sonra onu kullanacağını düşündükçe vicdanen rahatsız oluyorum doğrusu. Acaba doktorumuzun serotonin sendromundan haberi mi yok?

 

Yine bir başkası Ginkgo biloba çayları. Sınavlara hazırlananlara şiddetle tavsiye ediyor bizimkisi bu çayları. Ginkgo biloba bitkisinin beyin damarları üzerine etkili olan bileşeni laktonlar, suda çözünürlüğü olmayan bileşiklerdir. Bu bitkiden hazırlanan çaylar, ne yazık ki ilgili soruna yönelik etken maddeden yoksundur. Bitki ekstresinin, oranları belli şekilde lakton ve flavon içeren preparatları ise yetkili kişiler tarafından hazırlanmak suretiyle piyasadadır. Ama ne yazık ki benim söylediklerim ya da bu doğrular değil, diğeri daha baskın ve geçerli durumda şu an. Bunda o bilgilerin medya aracılığı ile insanlara ulaşıyor olmasının büyük katkısı var.

 

Bilgi kirliliği günümüzde her alanda yaşanıyor belki. Ama sağlık alanında yaşanan bilgi kirliliği hayati bir önem arz etmektedir. Gelişigüzel şekilde birçok insana ulaşan bu bilgiler doğrultusunda adım atanları düşünürsek, bu konuda da bizlerin üzerine vicdani bir görev düşüyor kanaatindeyim. En azından bildiklerimizi, doğru bilgilerimizi aktarmak, bu bilgi kargaşasının önüne geçmek yapabileceğimiz işler arasında. Biraz vicdan, biraz da ilgi meselesi tabi.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.